Ankara’nın hemen kıyısında şehir-içi otobüslerle dahi ulaşılabilecek yakınlıkta olan Hüseyingazi Kayalıkları, bir türbenin de bulunduğu genişçe bir alana yayılıyor. Manzara görece iyi; Ankara ayaklarınızın altında, bozkıra ve beton yığınlarına biraz uzaktan bakabilme şansına bile sahipsiniz…
Arabaları türbenin park yerine bırakıp, 15-20 dakikalık bir yürüyüşle tırmanacağımız bloklara geldik. Uğur bize bir yandan rotaları gösteriyor, bir yandan da top seslerinin eşliğinde bir an önce ısınıp sol tarafta biraz kuytuda kalan rotalara geçmenin hesabını yapıyorduk. Askeri bölgeye yakın olduğu için hedef olma olasılığımız bir hayli yüksekti, hele sert bir hamle yaparken bir yandan da top tüfek sesleri daha da heyecanlı yapıyordu tırmanışı. Günler kısa ve Pazar tırmanamayacak olmamız yüzünden, her ne kadar geleneksel malzemeleri taşımış olsak da sadece boltlu rotalara girdik.
Daha önceki gelişimde Güçlü ile denediğim Lokum ve Kahve (VII+)’yi bu kez çıkıyorum. Sağolsun Uğur ekspresleri takıp çıkıyor rotaları, bize de flashlamak kalıyor. Öztürk Kayıkçı’nın açtığı Baget (VII+) rotası da kısa bir çatlak hattıyla başlayıp bir kilit bir dinlenme şeklinde geçen etaplarla devam ediyor.
Günün son rotası ise sert boulder hamleleri ile bezeli Jaws(VIII-)’dı. Sanırım şimdiye kadar girdiğim en sert VIII- , hatta VIII- demeye dilim bile varmıyor, kısa ama sert bir rota. Bir kez girmeme rağmen çözdüm biraz rotayı. Gün kararmaya başlamıştı artık. Hızlıca malzemelerimizi toplarlayıp, arabaların yanına vardığımızda hava kararmıştı iyice. Ankara ışıl ışıl yeni bir geceye girerken, birer bira ile tırmanış yorgunluğumuzu atmayı da ihmal etmedik bu manzarada.
Ankara’nın hemen yanıbaşındaki bu bölgenin ise bu kadar ilgisiz ve yalnız bırakılmasını ise pek anlayamadım, oysa köklü dağcılık klüplerinin ve birçok üniversitenin çok yakınındayken; Ve işte bir o kadar yakın, bir o kadar uzak; Hüseyingazi Kayalıkları…
4-5 Aralık 2010
Erkin ÇAKMAK
Not: Bazı fotoğraflar 2008 yılında çekilen fotoğraflardır.